9 Ocak 2011 Pazar

Çocukluğumun Marianna' cı nineleri



80' li yıllardı sanırsam.Her sabah saat 10:00 a gelirken mahallenin kodamanlarını bir telaş alırdı, her biri televizyon olan bir eve kapağı atmaya çalışırdı.Bizim ev de en çok tercih edilenlerden biriydi..

-Reyhannnn gızımmmm..Marianna başladı mı? nidaları inletirdi mahalleyi.Sanırsın ben Marianna' nın mahallemiz sorumlusuyum.

-He, Şadiye nine başladı derken dışım, içim yuh be Şadoş bir kez de kaçırsan şu diziyi çatlarsın dimi derdi.O zamanki içimi kınıyorum huzurlarınızda, ne kadar ayıp,iç başka dış başka.

Sonra Kibar Teyze' nin sesi duyulurdu..

-Reyhan' ımmmm..Gızımmmmm dediğinde anında 

-He Kibar Teyze başlıyo, başlama cıngılı çaldı , koşşşşşş derken dışım, içim sen de kusur kalma emi Kiboşum derdi.Kiboş 2. evliliğini yapmıştı 2. evliliğiydi kocasının da.

Akabi Rüveyda nine seslenirdi..

-Dağlar gızı Reyhannnn..

-He nine he gel gel, başlıyo..derdim o sözünü bitirmeden.Gidişat belliydi, niye yorulsundu ki cümle tamamlayarak.

Rüveyda nine cüssesi ve yaşından beklenmedik bir çeviklikle 3 adımda soluğu bizde alırdı.

Rüveyda Ninenin çok güzel kızları vardı, hepsi de evliydi ve çok bilmişlerdi.Gurur duyardı onlarla hep.Bizi de çok severdi kızları ilgileniyoruz analarıyla diye..Daha ne olsundu analarına Marianna' nın bir bölümünü bile kaçırtmadık, full yanii..

Şimdiki aklım olsaydı, bunları sıraya dizer, kapıdan tek tek sorguya çeker, bir önceki bölümden sorduğum soruları yanlış cevaplayan olursa almazdım içeri:)

Sonra Marianna başlardı, ninoşlar pür dikkat..

İlk başlarda tam bir kazma olan Luis Alberto, sonraları az rüylarımızın prensi rolünü üstlenmediydi.

Marianna da aslen çok güzel olmamakla birlikte sık sık o zaman da dile getirdiğim üzere makyajla zaman zaman harika bir şey olurdu.

Bir de çok şanslıydı, hizmetçi olduğu evdeki zengin aile oğlu en nihayetinde ona tutuluyordu, nerde görülmüştü böylesi şans.

İster istemez hülyalarımız da bu yöne meylederdi.

O zaman anlayamadığım nokta hadi benim rüya hülya olayları böyle de bu ninecikler neyin peşindeydi? Çocuk aklım çözemezdi bunu bir türlü.

Diziden unutamadığım sahnelerden biri ise= 

Luis bir gün Mariannanın saçlarını okşadı ve ona çok güzelsin dedi.Marianna da iki eline tükürdü ve saçına sürüp saçına şekil vermeye çalışarak Luis' e güzelmiyim gerçekten dedi.

Marianna burada öyle saf ve temiz bir görüntü çizdi ki tükrük olayını görmezden geldi eminim Luis ve tüm Türkiye:)

Bu arada Marianna kayınpderden yana da oldukça şanslıydı, bu da dikkatimden kaçmamıştı o yıllarda..

Bahsi geçen ninelerin hepsi ebediyete irtikal etti, nur içinde yatsınlar.



8 Ocak 2011 Cumartesi

Atmalardayım

Dün bir olaya sinir oldum..

Bugün ise o çekmece senin bu çekmece benim karıştırıyorum karıştırıyorum, atıyorum fuzuli bulduklarımı..

Attıkça rahatlıyorum..Attıkça rahatlıyorum..

Arada bir de kendimi fırçalıyorum..

"Yuh artık kızım yaa, bunu ne için sakladın ki? " diyorum..

Hane halkı tırsmış durumda, acep bizi de mi atarkisinden bakış fırlatıyorlar boyuna..Artık nasıl bir  YAKLAŞANI ATARIM kompozisyonu çizdimse..

Akşama doğru epey rahatladım, tabii atma boyutunu çekmece dışına da taşıyarak..Artık Allah ne verdiyse en detoksundan...Dolaplardan ayakkabılar, çantalar, kazaklar, yallahhhh çöpün kenarına poşetlerle..Kenarına zira ihtiyacı olan alıyor..



Minik Metem ben böyle söylene söylene en sinirli halimle dört dönerken evde nasıl da bakıyordu o buğulu gözlerle..Gözlerine dikkat ettim bir ara, şükrettim..İyi ki doğurmuşum bu gözlerin sahibini dedim..Sarıldım, öptüm, öptüm,öptüm..Daha bir rahatladımm..

Ohhhh be dünya varmış..

İclal' im Aydın' ım da yazmıştı bir ara..Çekmecelerden atacak şeyleri ayıklamanın kendini rahatlattığını, deneyin derim size de..

Bu işin bendeki püf noktası şudur hocam=Atacak şeylerin yanında bir de buğulu gözlü bir çocuk olacak ki öpmelik, nur' un ala nur olsun:)..(Acaba doğursam mı diyenlere mesajımdır:)

6 Ocak 2011 Perşembe

Son tali aşkımdı bir iş makinası



Efendim benim kendini bilmez gönlüm zaman zaman tali aşklara kaptırır yakayı..

Ana aşkım şimdiki kocam zaten...Hay bin dil sürçmesi..Sanki eski kocam da varmış gibi:)

İşte bu yaz da bu iş makinasına tutuldum platonik platonik.Garibimin daha haberi bile olmadan bitti ama aşkım..

Aşktan yana bir maymun iştahlılık ki sorma gitsin.

Onu servisle işe gidip gelirken gördüm..Farklıydı diğerlerinden..Bir kere rengi nice uzaktan belli olurdu..Albeniliydi..Turuncu yeşil birlikteliğini iyi yakalamıştı.

Ama hiç pas vermezdi..İşine çok düşkün, işi hariç başını kaldırmazdı..

Servisteki bir kaç arkadaşım da ben hergün onu görünce bakakalırken onlar da artık farketti aşkımızı...Seninkine yaklaştık deyu uyarır oldular..

Kimisi herhalde iş makinası satın alıp kiralama işine girecen bile dedi, aşkımızı hiçe sayarak:)

Dedim=

-O işi Bülent Ersoy iyi yapıyor, bir sürü iş makinası var kiralıyor, ama benlik bir iş değil..

Biri dedi ki=

-Aaa onun iş makinaları mı var? O zaman Swarovski taşlıdır onun ki..

Dedim=

-Olabülü..

Nerden mi biliyorum Hanfendünün iş makinaları olduğunu..

Efenim biz de kendi dünyamızın Bülent Cankurt' uyuz..Magazindi, İstanbul jet sosyetesiydi biliriz az çaplı da olsa..

Bakalım tali aşk hayatım daha nelere gebe..Göreceğiz:)








5 Ocak 2011 Çarşamba

Vintage yatak satıyorum



 Prof. Dr. Erkan Topuz "Bebeğiniz için ikinci el yatak tercih edin demiş."Çocuğun yatağı cilalanıyor, bu da kanserojen. Amerikan halkı bu riski ortadan kaldırmak için ilginç bir yöntem benimsemiş. Amerika’da bilinçli ebeveynler çocuklarına ikinci el yatak alıyorlar. Böylece mobilyanın bütün zararlı kimyasalları uçmuş oluyor." diye de devam etmiş burada..

Ben de buradan yola çıkarak yatağımı satıyorum.

Şimdi benim yatak vintage midir? Baktığın zaman Vintage mutlaka bir döneme ait olmalı denildiğine göre, benim yatak da 1999 Gölcük depremi dönemine ait..Hatta deprem gecesi o yataktan sağ çıkacağımı hiç düşünmemiştim ben..Ama bak şükür halen hayattayım, yatağın bu boyutu da var, uğurlu kendileriii..

Hem bu yatakla bir taşla iki , hatta 4 kuş vurabilirsiniz. Hata vurduğunuz kuş sayısı dördü rahat aşar bile..Zira yatak çok büyük.Hem tüm çocukları aynı odada yatırarak, diğer odalarınız kirlenmez, hemi de ısıtma problemini kısa yoldan çözmüş olursunuz, hemi de çocukların cümlesi birden tek çatı altında toplanmış olur, yorulmazsınız.

Kaça mı satıyorum, bilmem daha önce hiç yatak satmadım.O zaman müzayede yoluna gidelim.

Müzayedeyi başlatıyorum.

Siz düzgün giyimli beyefendi, açılış fiyatını vermeye ne dersiniz?

Ya da siz fiyakalı hanımefendi?

Laf aramızda ben eskiden müzayedeci olmak ister idim..

Şöyle afillisinden SATIYORUMMMMM, SATTTTIIIIMMM diye tokmağımı masaya vurmak hoş gelirdi bana....

Bu arada Sayın Profesörün söylemi hakkında bir araştırma yapamadım daha..Ama 2. el yatakların da hijyen problemleri yok değildir kanımca.Altına kaçıran olabülü, bulaşıcı hastalığı olan olabülü..Bilemiyorum yaniii..

Ama benim yatağın öyle problemleri yok en VİNTAGE' indennnnnn..

Takdir sizin:)


Nottur=Yatağı sattığım falan yok, esprisine yazdım yazıyı:) Yatağı elden çıkaracağım tabiki de, bir ihtiyaç sahibine vererek..Söylemesi ayıp kendime de yenisini alazammmm...



UNUTMA

Öleceğimiz son günden bugüne bir perspektifle bakacak olsaydık,kararlarımız çok farklı olurdu.(Leadbeater)