31 Ekim 2011 Pazartesi

Şeftali reçeli (Ben yaptım demeyi tabii ki isterdim)



İnanır mısın sayın okur, bu hayatımda yediğim en güzel şeftali reçeli...İşin doğrusu bundan yıllarca önce yemiştim ilk şeftali reçelini, ben yapmıştım, pek güzel olmadı, kat' iyen suçlusu ben değilim, vallahi tarifi birebir uyguladım..Demek ki tarifte vardı bir yamuk...Bu ise yediğim ve bundan sonra da hep yemeyi düşündüğüm ikinci şeftali reçelim..

Bu resimde fotoğrafını gördüğünüz bahse konu reçeli komşum yaptı, ondan dinlediğime göre şöyle yapmış...

Malzeme=

4 kg. şeftali
3 kg. şeker

Yapılışı=Şeftaliler soyulur, 3-4 saat şekere yatırılır, sonra uyandırılır, pişirilir..

El-sonuç=Şeker oranı tam benlik, kıvam tam benlik..Ben reçelde yapışık kıvamdan hiç hazzetmem, ee sıvı kıvamdan da aynı derecede hoşnutsuzumdur..Buradaki reçel inanılmaz kıvamında, offff sabah yedim, şimdi bir daha canım çekti....Hammmmmm.....


28 Ekim 2011 Cuma

Van' a bir kirli donunu reva gördün demek

Geçen gün twitterda gördüm, şimdi resmi paylaşıp blogumu da kirletmeyeyim..Birisi Van' a göndere göndere kirli donunu göndermiş..

İnsan sormadan edemiyor, gönderilecek şeye mi sıkıştın be kardeşim?:( diye

Yoksa gönderecek bir şeyin yoktu da bari donumu çıkarıp göndereyim mi dedin?

Yoksa tek donun mu vardı? O zaman kolla kendini mazallah üşütür, sistit olur, wcye yapışırsın postit gibi, bir de senle uğraşmayalım..Neyse hatırlat da Van' ın yaralarını sardıktan sonra sana don kampanyası düzenleyek..

Yoksa vaktin yoktu da benden göndermesi Vanlı depremzede çitilesin mi dedin? Çitileyemez kardeşim sen çadırlarda şebeke suyu mu var sanırsın, kaldı ki insan o durumlarda kendini bile çitileyemiyor..

Bir de kullandığın deterjanı merak ediyorum o kir nasıl temizlenir? Bilmediğimiz bir deterjan mı var de hele...

Kıssadan hisse=İnsanlık ölmüş....

Bari biri insanlığın cesedini çıkarsın da gömelim...

Bak bir süredir donlu bir yazı yazacaktım blogumda da uygun olur mu olmaz mı çekimserdim, sayende yol oldu, 2. donlu yazım yolda.....

26 Ekim 2011 Çarşamba

Ellere var da bize yoh mu ilahi Türk Kahvesi, yaptın yine yapacağını:)

Haber der ki=


Steve Jobs'ın zihnini Türk kahvesi açmış!


Ünlü biyografi yazarı Walter Isaacson’un kaleme aldığı Steve Jobs’un biyografisindeki kişisel notlar bölümünde Apple’ın geliştirdiği ürünlerde İstanbul’dan ve Türk gençlerinden de ilham alındığı ortaya çıktı.



Milliyet Gazetesi'nden Şükrü Andaç'ın haberine göre bundan 5 yıl önce ailesiyle birlikte çıktığı Avrupa turu sırasında İtalya ve Yunanistan’ın ardından son durak olarak Türkiye’de yaklaşık 10 gün geçiren Steve Jobs, tatille ilgili olarak Isaacson’a şunları anlattı:

"Hayatımın en iyi tatilinde İtalya kıyısı boyunca ilerleyip Atina’ya (Berbat bir yer ama Parthenon nefes kesici) oradan da Türkiye’deki Efes’e gittik. Efes’teki mermerden yapılma antik umumi tuvaletlerin ortasında müzisyenlerin serenat yapmaları için bir yer var."
Türk kahvesi, Türkiye’deki gençlerin umrunda mı!

Seyahat sırasında İstanbul’a gittiklerinde Jobs’un bir tarih profesörünü ailesine rehberlik yapması için tuttuğu sonunda bir Türk hamamına gittikleri ve profesörün anlattıklarının Steve Jobs’u gençliğin küreselleşmesi üstüne düşündürdüğü notu yer alıyor. “Gerçek bir ilham geldi” diyen Steve Jobs, o anları şöyle aktarıyor:

“Hepimiz bornozluyduk ve bize Türk kahvesi yaptılar. Profesör bu kahvenin başka yerlerin kahvelerinden çok farklı hazırlandığını açıklayınca, “Ne olmuş yani?” diye düşündüm. Türk kahvesi, Türkiye’deki gençlerin umrunda mıydı? Hepsi de dünyadaki diğer bütün gençlerin içtiği şeyleri içiyor, GAP’ten satın alınmış gibi görünen giysiler giyiyor ve hepsi de cep telefonu kullanıyorlardı. Diğer her yerdeki gençler gibiydiler. Artık bu dünyanın tamamının gençler için aynı olduğunu anladım birden. Ürünler yaparken aklımızda özellikle Türkiye’deki gençlerin isteyeceği bir cep telefonu ya da müzikçalar yaratmak diye bir şey yok. Artık tek bir dünyayız sadece.”

BEN DERİM Kİ=

Yıllardır içerim seni...Bıkmadan usanmadan, üstelik illa biri olsun isterim yanımda..Reklamın kötüsü mü olur, bak el depreme yardımı bile reklam yapıyor çatır çatır..Bir like' ın yardım bedeli aha budur diyen bile var..Bense seni yalnız hüpletmiyor, illa birini de işin içine bulaştırıyorum, az mı ha!

Al resmini bile koymuyorum buraya, önemin bu benim için artık..Ayrıca da yuhhhhh bir de bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır derler, hiç mi hatırımız yoktu..

Çok mu zordu benden bir Steve Jobs çıkarmak...

Adından utan, Türk kahvesiymiş, pehhhhhh..Elin Steve' ne yaramış bir...

Bundan sonra seni içer geçerim kardeşim, gayrısı çıkmaz benden....

Hırsızın hiç mi suçu yok dersen, var var....Haydi sen çıkarmadın benden bir Steve, ben niye benden çıkarmadım bir Steve..Şeytan diyor al kendini karşına şırrakkadanak patlat bir tokat, oracığa yığ...

25 Ekim 2011 Salı

Kocaeli depreminde ben&Hiç değilse tarafım belli olur

17 ağustos depreminde 2 aylık evli idim..Karadeniz' in bağrından kopup eş işi nedeniyle evlenince Kocaeli' ye yerleştikdi..

Deprem gecesi ve günü nasıl sıcak vardı,resmen sıcak bulutu tarafından kaplanmıştık.Gece 01:00 da yatmış ve aşırı sıcaktan 02:00 da uyanmıştım, su içtim üzerimi incelttim, yattım..Sonra, sonra o korkunç gürültüye uyandım, bazıları anlamamış deprem olduğunu ben hemen anladım, eşime sarıldım, eşim resmen donmuş, şoka girmişti, eşimin üzerine doğru kapanmıştım, tavan üzerimize çökse bu şekilde eşimi koruyabilir miydim acaba? Elbise dolabının kapakları nasıl da bir açılıp bir kapanıyordu. Pencerelerde aynı şekilde. Sağ çıkabileceğime dair en ufak bir his duymadım o an..Ölecektik..Şehadet getirdim, gayri ihtiyari sesli söylemişim, eşim de beni takip etti..

Sonra durdu o korkunç ses, o korkunç gürültü..Eşim öylece yatıyordu, sessiz. Dışarı çıkmalıyız dedim. Karanlıktayız. Ona tarif ediyorum, kibrit şurada, artık fener neredeyse, bir bir yakıyor kibritleri, ben devam ediyorum,çorabın şurada, kotun burada, falan fistan..Tepeden tırnağa bir güzel giyiniyoruz.Dışarı çıkıyoruz, millet de bize mel mel bakıyor, zira üzerlerinde ne varsa kendilerini dışarı atmışlar, ben ise çantamı dahi takmışım koluma..Tam tekmiliz velhasıl.Aşkolsun, kimse de kapımızı tıklatmamış inerken, haydi boşaltın binayı diye..Tekrarlansa aynı sarsıntı, giyinik öleceğiz anlaşılan..

Dışarıda kimi arabasının içinde, kimi birbirine sokulmuş vaziyette..Van depreminde dondu eminim millet gece dışarıda..Zira bizler gündüz ve gecenin onca sıcağına rağmen, bir komşunun getirdiği battaniyeye sarındık..

Karşı komşu annesini zorla uyandırmış, kadıncağız o inanılmaz gürültüleri hiç duymamış..Yani duyamayan da oluyor.Kocasını da tam pencereden atlarken, yakalamış, bizi almadan nereye diye? .Deprem sonrası elan aklımda değil ismi, köşe yazarının biri de yazmıştı, kendimi dışarı atmışım gayriihtiyari, ne eşe, ne çocuğa bakmadan, günlerce eşimin dilinden kurtulamadım deyu..

Ceptelefonları ile bir yere ulaşılmıyordu, allahtan çantamda telefon kartı vardı, sahi o kartlar halen var mı?Hemen aradım memleketi, yaşıyoruz, hayattayız, dertlerimizle başbaşayız diye..Sonra bize maşallah tam tekmil giyinmişsiniz diye espri babında gülenler de aradılar benim kartımla, yaaaaa:)

Komşunun da kız kardeşi gelmişti Almanya' dan, deprem esnasında bileğini artık nereye sürttüyse kanatmış, veryansın ediyordu, niye kimse yok, nerede bu devlet diye? Arasak Almanya' yı anında uçak yollar, bugün hemen geri döneceğim, durmam burada diyordu..

Günağardı sonra, eşim de yavaş yavaş kendine geldi..Millet birer ikişer evlere girip altın vs.lerini almaya başladı.Şimdi yerinde yeller esen düğün takılarımızı ben de alacağım dedim eşime..Saçmalama dedi bana, ya ev yıkılırsa bir sarsıntı daha olup..Dinlemedim, Yarabbi ne paragözmüşüm o yıllarda ben be:) Oysaki kendimi bildim bileli para nedir ki elimin kiri muamelesi çekerim..Dedim kocişe ben gidiyorum, koştu arkamdan ben de geliyorum madem beni dinlemiyorsun, öleceksek beraber öleceğiz dedi....Aşkı kesssss..

Sonra herkes evlerin yakınlarında durmayalım, sahile gidelim dedi..İndik sahile..Aman Yarabbi, insanlar masaları donatmışlar, hazır yemekler getirtmişler ki bir gör..Kimileri çay demlemişler..Eeee boğaz durmuyor, illa takviye gerek.Biz de eşimle dımdızlak ortada kaldık..Ben de sayın okur, deprem öncesi bir iştahsızım sorma, deprem bir oldu, benim iştah dört nala geri geldi, canım neler çekiyor neler..Meğerimse -bu hikayeyi sonra anlatacağım-, kasabın biri (doktor denmez değil mi böylesine) düşük yaptın demesine rağmen hamileymişim ben..

Müthiş bisküvi çekiyor canım, ondan öncede sadece cacık yiyebiliyordum, deprem sonrası cacığa epey pas vermedim..Eşim gitti ama, bakkallar çoktan boşalmış, ne bisküvisi..Karşımda çay içiyorlar canım, çay çekiyor, eşim bana şaşırıyor, kıtlıktan mı çıktın diye..Değil işte, bir sarsıldım, psikolojim mide tarafına kaydı..Sağolsunlar parkta bize yakın çimenlerde oturan bir teyze bize çay verdi, yeminle bir daha öyle lezzetli çay içmedim ben..

Bir süre sonra Tüpraş' ın patlama ihtimali var uzaklaşabildiğiniz kadar uzaklaşın dediler...Kocaeli' de bir eşim bir ben, nere gidelim..Bize çay veren teyzeler de hayli kalabalık bir aile, ben ağlamaya başladım, teyze dedi ki haydi siz de bizimle gelin, Adapazarı' nın bir köyüne gidiyoruz. Gittik, ne güzel bir aileydi onlar, kızlar, torunlar, gelinler..Köyde tanıdıkları ailenin bahçesine çadırlar kuruldu, orada 3 gün kaldık..Akşamları radyodan alıyorduk deprem haberlerini..

3. günün sonunda döndük Kocaeli' ye ..Evin orada üst komşu kilim atmış dışarı, orada yiyip içiyorlar, onlara katıldık, tam kahvaltı yaparken, kayınpederim geldi memleketten..O akşam kayınpederimle ben memlekete gittik, otogar ana baba günüydü, sağolsun bir bileti çift kişiye satmaktan geri kalmamıştı firmalar, tıklım tıklım bindik otobüse..

Oturduğumuz ev önce ağır hasarlı, sonra orta hasarlıya döndü..

Ben bir süre kaldım memlekette, hamilelik rutin kontrolü için gittiğim doktorda Kocaeli' de ilki kadar büyük olmayan bir deprem olduğu haberi geldi, tansiyonum çıktı, dr. hemen cep telini alıp eşime ulaştı da beni rahatlattı...

Şimdi diyeceğim o ki, şiddetli deprem yaşayan insanların psikololojileri farklı olabilir o sıralarda, adam ölümden dönmüş, yakınını kaybetmiş, hani çadırları talan ettiler ya gördük TV' de, hoş değil ama, çok da değil...Yeteri kadar yollarsan niye talan edilsin?

Sonra yardım yapıp da bunu duyuran firmaları eleştirenler var , gidin kardeşim işinize, yeter ki yardım yapılsın,  arkasına önüne bakmayın..Sonra twitterdan sürekli çağrı yapıyoruz firmalara, ee bazı firmalar da bilgi amaçlı, yaptık diyor, ne var bunda, hiç yapmamasından çok evladır..

Gün yardım günüdür, Hz. İbrahim' in içine atıldığı ateşi söndürmek için su taşıyan karınca ne demiş=

HİÇ DEĞİLSE TARAFIM BELLİ OLUR...NOKTA.....

UNUTMA

Öleceğimiz son günden bugüne bir perspektifle bakacak olsaydık,kararlarımız çok farklı olurdu.(Leadbeater)