Dondurucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dondurucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2013 Cuma

Bi Samsun yapıp geldimmmm


Geçen hafta başında memleketten sevgili ablam aradı.Dedi ki ablan hayatında hiç yapmayacağı bir şeyi yaptı, Allah Allah dedim yapmadığı şey ne olur ne olur? Aklıma bir an biriyle mi kaçtı acaba sorusu geldi, ona demedim tabii:) Sonra tam 1 saatten fazla konuştuk meğer bizimkisi nişanlanmak üzereymiş,her şey ani gelişmiş,kimseleri kabul etmeyen ablam zincirlerini kırmış,görücü usulü görüştüğü biriyle anlaşmış ilk defa onca isteyeni içinden birini beğenmiş bizim kız.Çok sevindim, ailecek sevindik,zira ondan artık evlenme babında ümidi kesmiştik.Hepimizi şaşırttı bu sürpriz kararıyla.Şimdi tek dileğimiz mutlu olması.O aradığımı buldum diyor, oysa bize hiç bahsetmedi bunca yıl aradığı nedir, nasıl biridir? Onlar şimdi çok mutlular nişanlısıyla umarım daim olur, onlar için dualarınızı eksik etmeyin emi.Ve ben geçen hafta apar topar 30 Ağustos günü sabah soluğu Samsun'da aldım.Akşama da nişan oldu,çok da güzel oldu nişanı,aile arasında yaptık, yine de çok kalabalıktı.

Bu arada toplumumuzda her bekara baskı uygulanır, yok evlenmiyor musun, yok biri var mı? Annesine ise pasa isteyeni yok mu diye sorulur. Arkasından türlü dedikodular.Bunlar tabii boş zaman kişilerinin işi.Ben ablamdan sonra anladım ki nasip kısmet olunca ve Allah yazdıysa illaki evleniyor insanlar, ama er ama geç.O nedenle bırakın bekarların yakasını, o vakti gelince evlenir, ya da evlenmez kime ne?Sonra evlenince çocuk var mı peşine düşer insanlar.Rica ediyorum düşmeyin.Rahat bırakın insanları.Nişana dair bazı detayları buraya fotolayacaktım ama belleği evde unutmuşum, ondan başka az bir şey bırakmışım telde bari onları yayınlayayım da kuru post olmasın:)

Yukarıdaki fotonun konumuzla alakası yok ama Obama'nın bu pozu bana çok ilginç geldi,yoruma açık olan bu poz için ben sadece bari ayakkabını çıkaraydın be Obama diyorum, ama koskoca ABD Başkanı'nın da ayakkabısını çıkarıp çorabıyla poz vermesi olur muydu bilemiyorum, kafam karışık bu bağlamda benim de bakalım siz ne diyorsunuz?

Bu arada fotoğraf buradan alıntıdır.


Bir önceki Samsun ziyaretinde amcamın kızı ile halamın oğlunun kızları olmuştu o zaman göz aydınlığına gidemedimdi, kısmet bu sefereymiş.(Bu arada bizimkiler akraba evliliği 2 çocukları var şükür sorun yok) Oradan dönüşte gördüm bu tuzcu amcayı sen git Çarşamba'da kaya tuzu sat, helal olsun dedim.



Ablamın kızı Seyhan'ım her gidişimde benim için en sevdiğim şeyleri hazırlar.Üstte gördüğünüz Samsun'umuzun kıvratmasıdır,bükme tatlısı diyen de vardır, ister kuru ister şerbetlisini yiyebilirsiniz.Seyhan'ım açıp dondurucuya atmış ben gelince çıkarıp pişirmiş, altta da hiç hesapta yokken pat diye kahvaltıya gittim ona apar topar bir şeyler hazırladı canım benim.Gördüğünüz gibi kıvratmalar sofrada da var, çayla çok iyi gider, üsttekini de Kocaeli'ne gelirken yanımda getirdim, büyük oğlum çok sever,çocuklarım gelmemişti  de Samsun'a.

Bu arada Seyhan'ım dün ameliyat oldu, sürekli uzatıyordu korkudan,bir insan ameliyattan bu kadar mı korkar,güya lokal anestezi olacaktı, sen ameliyathanede kork tansiyonun 19 'a çıksın, narkozu ye.Az önce yine görüştük,daha iyi, kistleri vardı onlar alındı,biran önce ayaklanır inşallah.


Tabii kıvratmaların hepsi bu kadar değil, sevgili kayınvalidem de açtı kıvratma torununa sağolsun..


Ve bu da yine Samsun'umuzun meşhur nişasta havucu (böreği).Çok güzeldir ama fazla kaçırmamak lazım, yola çıkacağım akşam bolca yedim, otobüste karnımın ağrısından öldüm:) Üstteki tabaktakiler de kayınvalidemin oğluna gönderdikleri.

Şimdilik benden bu kadar..

Daima esen kalmanız dileğiyle..

18 Ocak 2010 Pazartesi

Baklayı da Hz. Muhammed haber vermiş!..


          Bu postu ne zamandır yazacağım, işti güçtü ancak sıra geldi..Resimde gördüğünüz bakla tanelerini sevgili kayınvalidem yeni aldığımız evceğizimizi görmeye gelince memleketten getirdiydi..Dondurucuya atmıştım.Bir pazar günü baklaları su ve tuz ilave ederek pişirdim, süzdüm böyle de kolay işte pişirilişi, dondurucudan çıktığı için mevsiminde olandan daha kısa sürede pişti tabi zat-ı alileri...

Derken ev işlerinden az mola verip arşivde okunmayı bekleyen gazetelerimden birini aldım..Yazık taaaaa 26.11.2006 gününe ait Sabah gazetesi geldi elime..Bu okunmamış gazete arşivim hakkında ayrıcana bir postta bahsedeceğim elbette..Ayy o an bu gazetenin benimle beraber tam 3 ev gezdiği aklıma geldi hehe...Büyük oğlum elimdeki gazetenin tarihini görünce her zamanki gibi "Baba baba annem yine yıllar öncesine ait bir gazeteyi almış okuyor" dedi, bir yandan da ilahi anne daha biraz önce bana 3 tane günlük gazete aldırdın der gibi bakıyordu...Sevgili eşimde ise tık yok..Çünkü artık bu konuda beni öğrendi ne dese boş biliyor..

Neyse sadede gelecek olursak tevafuken bahse konu gazetede Hıncal Uluç' un köşesinde "Baklayı da Hz. Muhammed haber vermiş!.." başlığı altında bakla konusuna yer verdiğini gördüm..Burada paylaşmaya şayan buldum...Uluç şöyle yazmış:

"SİYAH üzümün kabuğundaki, Kur'an'ın haber verdiği mucizeyi (Nahl suresi 67) bilimin 2006 yılında keşfettiğini yazmıştım ya..

Geçen hafta Taner Arda kardeşimin mektubunda anlattığı "Bakla" mucizesini de meğer Hazreti Muhammed yüzyıllar önce haber vermiş.. Hadislerde var.. (Teşekkürler Levent) Demiş ki peygamberimiz..


"Her kim bakla yerse Allah ondan yediği baklanın misliyle hastalık çıkarır.."


Liseden sınıf arkadaşım Taner, ressam ve heykeltıraş.. Parkinson hastası.. Ama çalışmaya devam ediyor.. Bakla mucizesi..


Durul Gence.. Çocukluk arkadaşım.. Davulcu.. Parkinson hastası.. Çalmaya devam ediyor.. Bakla mucizesi..


Burada bilimsel anlatımlara girmiyorum.. Baklanın parkinsona etkisi kesin ve dünyanın her yerinde kullanılıyor.. Tabii doğrusu Taner'in yazdığı ve yaptığı gibi.. Bilim eşliğinde.. İlaçlarla beraber ve doktor kontrolünde..


Yığınla mektup geldi, tahmin ettiğim gibi, Taner'in mektubundan sonra..


"Nasıl yeniyor?.. Bakla nasıl pişecek" diyenler çoğunlukta.. Yazıyı dikkatli okumamışlar.. Yemek falan yok ki, pişirme olsun.. Taner baklanın tanesini, ya da o taneleri saran kabuğu da anlatmıyor..


Taner'in yediği, bakla bitkisinin yaprağı.. Manavdan bakla diye alınan sebze değil yani. Daldaki yaprak.. Yani nane, roka gibi bakla yaprağı yiyor Taner çiğ.. Pişirmeden.. Daha nasıl anlatayım ki?. Bu baklayı da kendisi yetiştiriyor. Saksıda başlamış. Sonra toprağa eker olmuş. Bu kadar basit..


Şimdi size Taner'in e-mail adresini vereyim. İsteyenler doğrudan onunla haberleşebilirler..


taner.arda@hotmail.com"
 
Tabii ben bunu okuduktan sonra varsın yaprağı olmasın sen tanesini ye ucundan bucağından elbet vardır bir faydası dedim ve de yedim...

UNUTMA

Öleceğimiz son günden bugüne bir perspektifle bakacak olsaydık,kararlarımız çok farklı olurdu.(Leadbeater)