7 Mayıs 2011 Cumartesi

Kız aklı kaz aklı

Bu hikayeyi çok beğenir ve memleketimin "Kız aklı kaz aklı" :)  veciz sözünü bir kez daha yad ederim..Biz böyleyiz iste,olmadık birine aşık olur,başımıza olmadık işler açarız..Şu gönlümüz oldu olası ferman dinlemez...

Hikaye şudur ki=

Tavaif-i müluk devresinde Musul yakınlarındaki kalesinde mahsur kalan Arap kral Zizen, İranlı kumandan Şapur Şah'a teslim olmamış, uzun süre mukavemetini kale içinde sürdürmüştü.
Kaleyi muhasaraya alan Şapur ise ümidini kesip de vazgeçmek üzere olduğu sıralarda, kralın kızı Nazire kale burcuna çıkar, düşman kumandanı Şapur'u at üstünde sağa sola koştururken görünce, 'İşte der, benim gönlümdeki âşık olduğum yiğit! Ne pahasına olursa olsun bu yiğitle evlenmeliyim!.' diye karar verir.. Gençlik bu.. Kaleyi kuşatan düşmana âşık.. Aklına geleni, kimseye sormadan, büyükleriyle istişare etmeden uygulamaya koyar. Gizlice yazdığı mektubu Şapur'a ulaştırır:
- Ben Kral Zizen'in kızıyım, sana âşık oldum; gece kale kapılarını açmaya hazırım! Beni zevceliğe kabul edersen...
Düşman kumandan aradığı fırsatın doğduğunu anlar. Hemen yazdığı mukabil mektubunda:
- Seni kale burçlarında görünce kendimden geçiyorum. Demek ki ben sana, sen de bana âşıkmışız. Hayatımın en mutlu olayı, seninle evlenmek olacaktır!
Nazire'cik tutar, âşık olduğunu sandığı düşman kumandanına bir gece kale kapılarını ardına kadar açar..
Düşman askerleri bir anda açık kapılardan girip kaleyi içten fetheder; Nazire'nin babasını da, koruyucu askerlerini de kılıçtan geçirirler..
Sonunda Nazire de âşık olduğunu düşündüğü düşman kumandanı Şapur'la evlenir..
Bir gece bakımsız evdeki yatakta Nazire rahatsızlık duyar. Şapur:
- "Bu yumuşak yatakta neden uyuyamıyorsun?" diyerek kalkar araştırma yaparlar. Bir de bakarlar ki, bir ağaç yaprağının ezilmiş parçaları yatakta rahatsızlık vermektedir. Şapur:
- Hayret der, bir ağaç yaprağından rahatsız olunur mu? Biz yerlerimizde bazen hasır dahi bulamıyor, çakıl taşları üzerinde yattığımız bile oluyordu. Seni baban nasıl yetiştirmiş?.
Nazire'cik bu yoruma farkında olmadan aşağılayıcı bir cevap verir:
- Biz de der, kuş tüyü yataklarda yatar, ipekli elbiseler giyerdik. Babam, soframızda oğul balı ile bembeyaz kaymağı hiç eksik etmezdi!..
Nazire'ciğin bu cevabını öfkeyle dinleyen Şapur, hiddetlenir:
- Demek öyle ha!. der. İpek elbise giydiren, kuş tüyü yatakta yatıran, oğul balı yedirip, beyaz kaymakla besleyen bir babaya ihanet eden evlat, bana çoktan ihanet eder...
Hemen emir verir:
- Derhal savaş atlarımdan en kuvvetlisini getirin!
Azgın savaş atı getirilir. Şaşkın şaşkın bakan Nazire'ciği kişneyen atın kuyruğuna bağlayan Şapur, arkasından kamçıları şaklatır.. Namludan çıkan kurşun gibi fırlayan azgın atın kuyruğunda Nazire'cik, "Babaaa!.." diye çığlık çığlığa gözlerden kaybolur.. Ama bu çığlığa cevap verecek ne baba var hayatta ne de ana.. Kale kapısını açtığı anda kılıçtan geçirilmiştir onlar...

E be kral kızı Nazire, oldu mu böyle?

6 yorum:

  1. Guzel blog! ayrica guzel hikaye...!

    YanıtlayınSil
  2. Ablaların bir tanesi Anneler günün kutlu olsun. Kocamancanak öpüyorum

    YanıtlayınSil
  3. ben ilk defa okudum bu hikayeyi beğendiiim hak verdim=)

    YanıtlayınSil
  4. Tüm annelerin anneler gününü kutlarım

    YanıtlayınSil

  5. Nazlı,çok teşekkür ederim..

    YETENEK-SİZİN,sağol narinim..

    CMOS,beğenmene sevindim canım..

    yoncatoptan,teşekkürler anneler adına,hoşgeldiniz bloguma..

    YanıtlayınSil
  6. Paylaşımı okuyunca annem geldi aklima. Ne cok soylerdi kiz akli kaz akli diye.. aradan yillar gecti bende kizim icin soyluyorum simdi:)

    YanıtlayınSil

☼ Reyhan'a Yorum Bildir ☼

UNUTMA

Öleceğimiz son günden bugüne bir perspektifle bakacak olsaydık,kararlarımız çok farklı olurdu.(Leadbeater)